29 Haziran 2009 Pazartesi

yaza formda girelim

nereye baksam diyet furyasının kol gezdiği son zamanlarda bende bir diyet yazısı yazmaya karar verdim.genelini 15-16 yaş ve üstü kızlarının oluşturduğu bu gruptan herkes nasıl zayıflamalıyım,zayıflatın beni,38 bedenim çok şişmanım tadında naralarla gezinirken bu yazının ne halta yarayacağının farkındamıyım,değilmiyim,en iyisi ben yazayım,siz farkında olun.
15-16 yaş civarlarıdır.okulda sevgiliniz yoktur,çevrenizden biri ne len bu yağlar bıngıldak seni,götün benim kadar olmuş demiştir, kızlar bir köşelere toplaşmış zayıflamak için maydanoz,turp,limon suları içmekten, ağrı dağının tepesindeki karın üzerindeki böcek ölüsünün sol kanadının altındaki kitin parçasıyla sağ antenini,amazon ormanlarının ortasındaki adada bulunan ejderhaların nöbet tuttuğu kalenin içindeki hapis prensesin 3 gün önce yediği ıspanağı bulup,bunları mozarella peyniri rendeli suda karıştırıp kaynatmak suretiyle elde edeceğiniz suyu sabah akşam vişne çürüğü çekirdeği kurusu tozuyla birlikte tüketmenin işe yaradığından dem vururken aralarına karışılır,ay göbeğim,vay götüm seanslarına tam gaz girilirken bir yandanda birilerinin ay saçmalamaaağğğ senin kilo vermene ne gerek var kızaam desin diye beklenirken dergilere bakılıp iç geçirilir.ufacık bir hayalin ne zararı vardır ki?sadece manken gibi olmak,size şişko diyenlerin laflarını aynen iade etmek yada belki yazın o bikiniye sığımak,televizyonda kırmızı elbisenizle görülüp takdir edilmek istemişsinizdir yalnızca.yada belki yaşamak için,hayatı güzel bulmak için,kendimizi sevmek için,sevdirmek için bir şeyler istedik,bekledik.sürekli birşeyleri erteledik,erteledikçe bulduğumuz sebeplere inandık,inandıkça bekledik,kendimizi sevmeyi,sevdirmeyi,hayatı sevmeyi,kendimizi önemli hissetmeyi.ve erteledikçe damarlarımıza zayıflık isteğini şırıngaladık,sırf belki ertelediklerimizi hissetmekten kaçarız diye.ama işte,bir şeye bağımlı olundumu bünye alıştıkça daha fazlasını istersin,öylece artar şırıngaladığın zayıflama isteği.neyi hissetmek istemiyorusun,neyden kaçmak istiyorsun?kolay,önce 400-500 kcal lık diyetlerle başlarsın,o kesmedi mi,arkasından vazelinli yada meyve suyuna batırılmış pamuklar yutulur,o açlığa dayanılan sürenin sonunda metabolizma hızlandırıcı,tok tutan haplara başlanır,olmadı boğaza diş fırçası,parmak,yemek kaşığı sapı sokulup kusulur,açlığı bastırsın diye kokaine başlanır,sonrası....sonrası olmaz zatenç.hangimiz sonrasına hazır başladık ki bu işe?sadece hayallerimiz vardı,kendimizi sevecektik,herkes bizi sevecekti,hayat güzel olacaktı,zararsızdır ki hayaller,gece yatağa yatıldığında kurulur,inanılır,olması için uğraşılır,olamayınca da arkasından ağlanır,oysa herşeyin güzel olacağını kurmamışmışdık baştan itibaren?
daha açıklayıcı olsun diye bir link veriyorum:
http://www.dailymotion.com/video/x899w_anorexia-awareness-scarytale_ads
evet bu da o biçim bir diyet yazısıdır,tepe tepe kullanın,nereden sokup nasıl çıkarırsınız bilemem.ama işte ,zayıfladıkça herşeyin güzel olacağını bekliyorsak,yada inanmak istiyorsak,çok bekliyoruz,dahada bekleriz belki,ama inanmak istemiyorum.
not:http://www.ijigg.com/songs/V2FDE7APAD bu şarkıyıda(meltdown) dinleyin.clint mansell in şarkısıdır,bir rüya için ağıt(requiem for a dream) filminin sountrack idir(zaten filminde yazıyla kesiştiği bir kısmı vardır),tahminimce yazıylada iyi gider.

yaza formda girelim

28 Haziran 2009 Pazar

hani benim alkışım nerde?

Tamda toplucanak sevgiye ilgiye şefkate duyduğumuz ihtiyaç sınırlarını zorlandığı zamanlarda televizyonumuz Hızır gibi yetişti,şeker düştüğünde ağza atılan çikolatavari sürten egolarımıza bolcanak şak şak enjekte etti,kendilerine teşekkür etmeyi görev bilirim efenim.her neyse,bundan sonra sevin beni,öpün beni diyenler,berabercek televizyonlara çıkalım,yarışmalara katılalım,kendimize bir isim yaptıktan sonrada,bir taraflarımızı yayıp oturalım,ismimizden bilen bilir değil mi?ben ki artık yedi ceddinden soyu teee Osmanlı büyük elçiliğine dayandım,ismimle bilin beni.yarın,televizyona manken olarak çıktığımda,üstümdeki donun yırtıklarına terziye paçası kısaltılsın diye verilen versace pantolonun kumaşlarını yamayıp üzerine armaniden kaçırdığım etiketi dikip sahnede iki tur atacağım.eğer ki beğenilirsem donumun yamalarını söker yırtığın birinden elimi çıkarır dolaşırım,ismim olduktan sonra,özgünleşirim tarzım olur,alkışımı alırım,alacağım.yeter ki ismimi benden ayırmayın,beni yerden yere vurup durmayın.ha bu işe yaramayacak olursa,kavga etmeyi,havadan nem kapmayı öğrenirim,tostumu yiyipte bekleyemezsem,yanık tostları suda ıslatıp ıslama tost yaparım,kavga ederken de çok sevgili misafirlerimin boğazına meşhur ıslama tostlarını dizerim,onlar tostunu yesin beklesin,hatta benim tostumu da yesin.ama hey tanrım bana üç ver ,beş ver ver ver ver yeter ki ver.mankenliği ne tost yemeye ne tostçuyu dövmeye yapıyorum ben,misafirlerimi elimle de beslerim,yeter ki millet doysun,halkıma mutluluk huzur dolsun,herkes çalmadan oynasın,görmeden sevsin,bilmeden alkışlasın,penguenler kutuplarda üşümesin,çocuklar teyzelerinin ıslama tostlarıyla beslensin.
Evet sevgili halkım,ben size bunları vaat ettim,hadi artist yapın beni.bir isim uydurunca kendime yaptıklarımı ismimle şekillendirin,şekillerinize inanın,hiç olmadı inandığınıza kendinizi inandırın,sonrada alkışlayın bol bol,ben halkımı yemediğim tostlarımla,ben halkımı ıslama tostlarımla,ben halkımı …….tostlarıyla beslerim.
Evet,işte alkışlanmak bu kadar yakınımızda efenim,yarın kalkın bir başka zamandan kalan tostları ıslatın,tazeye gerek yoktur,inanmak yeterlidir.küflü tostun tazeliğine inanacak da inandıracakta bol bol bulunur,merak etmeyiniz.
Not:bloğumun başına bir hal geldi,bir türlü bulamıyorum (hesabımdan çıktığımda girersem),mailime bir şey gelmişti onu şeyledim(bir link var orada,onu tıklayıp,bloğu aktif hale getiyormuşuz,getirdim,bahtiyar oldum ama bu gün gene kaybettim,ah madam teyzem ah,teyze olmuşsunda adam olamamışsın,g..tünün b.kyla blog yazmaya kalkmışsın böyle olmuş,neyse arıyorum,aranıyorum)
tekrar not:sanıyorum oldu,aferin bana

25 Haziran 2009 Perşembe

depresyondayım,unutuldum

Msn iletileri yada türevlerinde(teknoloji özürlüyüm maalesef,o iletilere yazılan zımbırtılar facebook vs. şeylerede yazılıyorsa ondan bahsediyorum,anlayın),tazecik canlıların bazılarının günlüklerinde yada bu amaca hizmet eden şeysilerinde rastlarız,rastladım hala rastlıyorum.ebemin oğlu hössüğün torununun yavrusu kurdeşendökengiller familyasının ölümünehüzünböhüü cinsinin sütleğençalılıklarındagevişgetirenlar alt türünden ilginç bir canlı olan bilmemkim gine dprsyn mdndaaaa:S(meali depresyon modunda suratın mealine bir yorum yapamadım affola)
evet çağımızın moderen hastalıklarından depresyon zamanla acı durumunu ıssızlık yalnızlık gibi türevlerine çevirebilir,yada bu türevlerden geçiş olabilir,sakınalım amanın.neyse çağımızın moderen hastalıklarından olan bu depresyonun bir diğer tanımıda modayı takip edindir.insanın kendine yakışanı giymesinin gerilerde kaldığı şu zamanlarda yakışsın yakışmasın modaya uyalım,doğrudur,bazen iki beden büyük gelir insana,yok olmadı içine sığamayız taşarız,ama taşıyın taşımayın,sokun çıkarmayın her halükarda üstünüzde olması gereken yegane trend kıyafetinizdir derpresyon.taşıyamadıkça dikişlerini açarsınızsaçarsınız,daraltırsınız ha olmadı terziye verin,o donsun sizin yerinize karda,uyumak tatlı gelsin,öldüğünü anlamasın,varsın anlamasın,o dondukça biz ıssızlaşırız.
yok olmadı elalem donsun diye para bayılamam derseniz,bu yazıyı burada keselim,gidelim beraber koku sürdüğümüz lambaları balkondan atalım,15 yaşındayken gittiğimiz hiltonun kestiği hesaplarla sobada odun tutuşturalım,yağmurlu günlerde altında ekonomist okuyarak beklediğimiz siyah şemsiyemizi dergiyle birlikte denize atalım,yakaladığımız pırıltılarıda çayırlara salalım,belki mevlam kayıra olurda,bizde pırıltı gördükmü kaçarız.bu işi bitirdikten sonra,tükenmez kalemlerle ekimize kolumuza dikiş çizeriz,belki bol bol bonibon yutarız,olmadı elimizi kafamıza silah gibi dayayıp pozlar veririz.
sonrası?sonrasında biri bizi msn den bulsun diye bekleriz,her geçen gün psikiyatriste gitmeye ihtiyacımız olduğuna daha çok inanırız,en sonunda psikiyatrist bir teşhis koyduğunda kalplere huzur dolar,bonibon yerine antidepresanlar yutulur,her günümüz bu ağır psikolojik sorunlarla geçerken önceden çizdiğimiz dikiş izlerini sıralı numaralara göre birleştirip zürafa şekli yaparız. ne kadar acı çektiğimizi anlasınlar diyede zürafa şekilli dikiş izli kollarımızıda bir güzel sıvayıp alnımıza yapıştırdığımız antidepresan kutularından antidepresanları yutmaya devam ederiz
bunlar devam ederken insanlar başka bir yerde psikologlardan belki korkudan,belki utançtan,belki iç sıkıntılarından,belki sorunlarıyla yüzleşecek hatta onları görecek durumda olmadıklarından yada belki sadece kaçtıkları için kaçmakta,jilet izlerini makyajla kapatmaya çalışırken aslında gerçekte burada,bu kişi olarak bulunmadıklarına inanmaya çalışmaktadırlar.....
not:bu yazı pırıltılarla gerdeğe girin diye yazılmamıştır,fazla ışıldama aklım gider falan demeyin,olmadı gidin yeni sezon gelmişmi bakın.bu arada trend mrend diye sezon sonundan giyinmeyin,cimri olmayın,caizdir,yassahtır,günahtır.
not 2:bloğum olduda resim bile koyamadım,sizi resme yolluyorum:
http://2.bp.blogspot.com/_qYDLhtqUZ4g/SWyXP9OQnLI/AAAAAAAAAZ8/yuQQcntRuJ4/s400/diki5kc5.gif
son koyacağım resme gelince,hala depresifim,bunu hayatın güzel olduğuna beni ikna etmek isteyen insanlar yaptırdı(zorladır,çok direndim,böyle hayatmı olur dedim,ama dinletemedim,tamamen zorladır,kesinlikle istemedim,boğazıma bıçak dayadılar işkence yaptılar,gine dprsyn mdndayım yani,sakın psikologtur,antidepresandır benden eksik etmeyin.hatta ıssızım,yalnızım tel:333)
http://2.bp.blogspot.com/_1at5b09LDxE/SFlA0kEQvuI/AAAAAAAAAIA/PcLt5GrOU4Q/s400/mynail29-3.jpg